Bir film çıktı geçenlerde izleyen izlemiştir, Pacific Rim diye. Belki bilim kurgu değil de dümdüz fantastik şeklinde ilan edilmiş bir film olsa, izlenilebilecekken, bilim kurgu olduğunu idda etmesiyle beni ilk 10 dakikasında kaybetmiş bir filmdir kendisi. Neden mi? Basit. İnsanoğlu günümüzde bile o filmdeki yaratıkları öldürmek için çok daha verimli çalışabilir de ondan. Neden devasa uzaylılara karşı devasa robotlar yaratıp, yumruk yumruğa bir savaşa girmeye gerek duyuldu, insanoğlu 19. yy da keşfettiği nükleer bombaları, MOAB ları unuttu da çok daha masraflı, çok daha verimsiz devasa robotlar yöntemini seçti bana kimse bunu anlatamaz. Hele ki bir robotun iki insan tarafından kullanılabilmesi, tek insanla yapılan deneylerde “aşırı yüklemeden” dolayı insanın ölmesi olayları kesinlikle izleyicilere hakaret boyutunda kötü bir bilim kurgu senaryosudur diyebilirim. İşin kötüsü filmle ilgili yazabileceğim daha sayfalar dolusu eleştiri var, ama yazının amacından sapmamak uğruna çok da bu izlenmemesi gereken film üzerine yazmayacağım.

Ancak bu kısmı özetlemek gerekirse, 200 milyon dolar harcanmış bir filmin temel nedeni, bir sanatsal yapımın üzerine para savrulduğunda, yeterince iyi görsel efektlere sahip olduğunda, bunun başarılı olacağına olan inanç başarısızlığın temel sebebi diyebiliriz. Peki ama eksik olan tam olarak neydi diye düşünürsek? Basit, Pacific Rim tarzı yapımların abartılı bütçeleri arasında kaybolan ruhları.

Tam olarak neyden bahsettiğimi anlatmak isterim. Doctor Who izleyenler bilir, izleyemeyenler az sonra muhtemelen yüzlerinde bir gülümsemeyle öğrenecekler. Doctor Who evrenindeki en kötü, en acımasız en güçlü karakterler, “Dalek” ismindeki türün üyeleridir. Bu tür, Doctor’un ırkının yok olmasına sebep olmuş(uzatmayın :)), evrende karşılaştıkları her türlü canlı ırkını yoketmişlerdir. Nasıl göründüğünü görmek istermisiniz? Drumroll…

Dalek

 

Evet bu. Tam olarak böyle bir görüntü. Hatta bu yine iyilerinden bir tanesi. Neye benzediğini tartışmaya gerek var mı?

Dalek EquationYanlışım en tabii olabilir ancak benim bildiğim kadarıyla BBC'de karakter tasarlama görevini üstlenmiş olan yetkiliye, evrenin en korkusuz, en ölümcül karakterini, aynı zamanda çocukları korkutmayacak şekliyle tasvir etmesi gerektiği söyleniyor. Üstelik bunu gerçekten kısa bir sürede yapması gerekiyor. Yemek molası sonrası, yemek yediği masada çizimlerini bitirdiği yaratığı, yöneticilere sunan Raymond Cusick, karakterin hareketlerini anlatırken masanın üzerinde duran tuzluğu kullanıyor, ileri geri hareket ettiriyor, bir kürdanla da saldırı ekipmanlarını gösteriyor. Daha sonra yıllar boyunca karakter tasarımını tuzluktan ilham alarak yapmadığını anlatmaya çalışsa bile, artık iş işten geçmiş oluyor.

Peki Doctor Who izleyicisi için, bu ne anlam ifade ediyor? Bununla dalga mı geçiliyor? Kesinlikle evet :) Peki bu izleyenleri rahatsız ediyor mu? Kesinlikle hayır. Nedenine gelince… Ruh mevzusu.

Dalek’ler ile, diğer uzaylı tiplemelerini karşılaştırdığınız zaman, en rahat söyleyebileceğiniz ifade “değişik” oldukları. Bu kadar basit. Şimdiye kadar yapılmamış, görülmemiş bir tarz deneme çalışmalarının 1970’lerde bundan daha öteye gitmesini beklemek, anlamsızlık olacağı gibi, o tarihler için sinema teknolojisi ve Doctor Who ekibinin korkunç düşük bütçesi düşünüldüğünde, Dalek’ler mükemmel şekilde görüntüye oturuyor. İster inanın ister inanmayın, 1970’lerde tasarlanmış bu facia karakterin hikayesini bir nebze bilen bizler de, günümüzde hala aynı görüntüyü koruması dolayısıyla tarihe gömülmesi gereken bu karakteri gerçekten seviyoruz. İşte bu, bir karaktere ruhunu üfleyebilecek detaylar, Pacific Rim yapımcılarının “Godzilla” çakması yaratıkları ve onlarla ikişer insanla savaşabilen robotları yaratırken asla düşünemeyecekleri kadar kendilerinden yükseklerdeki fikirler ve idealler bunlar.

Bitirmeden, Doctor Who’nun asla Bilim Kurgu dizisi olma iddası olmaması mütevaziliğine rağmen bilimsel bazı gerçeklere dayanma çabası, fantastik bir diziden bekleneceğinden fazlasını verirken, Pacifik Rim gibi bilim kurgu konseptiyle yola çıkıp, en boş fantastik yazarın bile atlamayacağı detayları atlamasının yanında çok ama çok daha asil bir duruş sergiliyor.

Bir de ne var biliyor musunuz? Doctor Who kadar zekice düzenlenmiş bir dizi daha görmedim bugüne kadar. Belki televizyon dizisi sanatı konusunda, gözümde Doctor Who’yu en yukarılara taşıyan detaylardan sadece bir tanesi olarak, ana karakterini değiştirebildiğini hatırlatmak isterim. Senaryonun televizyon dizisi konseptine bu kadar uyabileceği, yıllar yılı eskimeden, bozulmadan kendisini yenileyebileceği bir başka yapım daha gelmedi günümüzde. Çünkü yıllar içerisinde oyuncular fikir değiştirebilir, yaşlanabilir, kariyerlerine devam etmek istemeyebilir, yapımcı firmayla anlaşmalarını bozabilirler. Başka bir dizide bu dizinin sonu olabilecekken, Doctor Who, sadece ana karakterine bir rejenerasyon geçirtip, bütün oyuncularını değiştirebilme yeteneğine sahip tek dizi, tekrar ediyorum, bütün oyuncularını değiştirebilme yeteneğine sahip bir dizi. 

Bir noktadan sonra insan sanki Doctor Who dizisinin canlı olduğuna, bazı insanları hikayesini anlatmak için kullandığına inanır gibi bile oluyor…