Kabaca çevirmek gerekirse yukarıdaki cümleyi,

Asla aptal çoğunlukların gücünü hafife alma.

şeklinde çevirebiliriz. Sözün özeti insanların gruplar halinde verdiği kararların aslında ne kadar ‘kötü’ veya ‘amatörce’ olması değil. Aynı şeyin neden sözkonusu ‘demokrasi’ olduğunda, bu kadar doğal ve doğru gözükmesi. İnsan yapı olarak, gruplar halinde yaşayan sosyal bir canlıdır. Düşündüğümüz zaman hepimizin takip ettiği liderler, hepimizin örnek aldığı insanlar mevcuttur. Demokrasi de bu temeli, ülkeler boyuna yayar ve bizlere kendimize yakın gördüğümüz liderler seçme hakkı tanır. Acaba?

Seçimlerin nasıl yapıldığını hepimiz az çok biliyoruz ve hayır bahsettiğim konu şaibeler, tartışmalı sonuçlar, bulunan pusulalar gibi şeyler değil. Gerçekten seçimlerin nasıl yapıldığı. 18 yaşını geçmiş her Türk vatandaşı, kendisi için belirlenmiş olan sandığa gider, eline verilen pusuladan bir tane oy seçer -‘evet’ der, daha sonra pusulayı kendisine verilen zarfa koyar ve sandığa atar. Oy gizlidir, kullanandan başkası görmez. Bu sayede kimsenin etkisinde kalmamış olunur, özgürce seçmek istediğimiz insanı seçmiş oluruz… olur muyuz?

Hiç kime neden oy verdiğimizi cidden düşünür müyüz? İstediğiniz partinin fikirlerini yansıtan birisi değil de, ya bir başkası gelseydi? Bu bizi korkutur değil mi? Peki kaç tanemiz aslında “İşçi Partisi”ne oy vermeyi düşünürken, fikirlerini beğenirken, “oyu yanmasın” diye dönüp “CHP”ye oy verdi? Tek taraflı olduğunu sanmayın, ‘‘Refah Partisi” veya “Demokrat Parti” gibi partilere oy vermek isteyen birçok insan son anda kararını değiştirip “CHP başa gelmesin” diye “Akp”ye oy veriyor. Yaşanan durum çoğunlukla bizi yönetmesini istediğimiz partinin oyumuzu alması değil, “bizi yönetmesini istemediğimiz partinin karşısındaki çoğunluğun” oyumuzu alması oluyor sonunda! Bu konudaki özgürlüğümüzü kendi kendimize yok etmiş olmadık mı bir anda?

Hemen barajı suçladınız farkındayım ancak, baraj demokrasinin olmazsa olması etmenlerinden birisidir. Eğer 550 insan, 80 milyon insan adına meclise girecekse, 80 milyon kişiden bazılarının seslerinin mecliste yankılanmayacak olması “Demokrasi”nin doğal bir sonucu sadece. Evet Türkiye’deki baraj bir miktar düşürülse çok daha demokratik bir ülkeye dönüşebiliriz ancak, yine de yukarıda bahsettiğim temel soruna dair aslında hiçbirşey değişmez. Hala birçoğumuz artık “%2” olan baraja takılmayacak olan partiye oy vereceğiz, yine aynı temel “düşmanımın düşmanı”na oy verme mantığı son anda oy kabininin içerisinde bizi saracak ve kararımızı değiştirecek. En başta George Carlin gibi müthiş bir düşünürün, neden her zaman oy veren salaklar görmek zorunda olduğunu anladık bu noktaya kadar sanırım. Oy verme mekanizması reklamı yapıldığı gibi işlemiyorken, insanoğlunun zaten başarısız olduğu ‘bağımsız düşünme’ alanında hiç şansı kalmıyor.

O zaman, “bütün dünyada yıllardır böyle gelmiş böyle giden bir düzene ne yapılabilir ki?” dediğinizi duyuyorum bazılarınızın. Çok kolay bir cevabı var aslında, hatta 1919 yılından beri -neredeyse 1 asırdır- Avusturalya’da uygulanmakta olan bir sistem, ‘Alternatif Oy’. Yani özetle bütün dünyada böyle gelmiş böyle gitmiyor.

Alternatif oy sistemi basitçe her oyverenin 1 değil, 5 oy kullanmasına dayanıyor. Her oyveren, 1 seçim yapmak yerine, pusula üzerinden 1’den 5’e kadar beğendikleri partileri sıralıyorlar. Peki sonra? İşte burası büyünün gerçekleştiği yer. Eğer seçtiğiniz 1. parti, baraja takılırsa, oyunuz 2. partinize veriliyor ve bu böyle 5. partiye kadar gidiyor. Sonuç? Her bireyin özgürce karar verebildiği, her oyverenin ‘oyunun yanması’ korkusu olmadan gerçekten desteklediği düşünceye destek olmaya çalıştığı bir sistem. Daha fazla uzatmak istemiyorum, en azından konunun özünde ne ifade etmek istediğimi bu noktada anlattığımı düşünüyorum. Burdan sonrasını araştırmak isteyenler için,

Türkçe -> Wikipedia - Alternatif Oy

İngilizce -> Wikipedia - Instant-runoff Voting

kısımlarından başlayabilirler araştırmaya. Bir başka yazımda da, nasıl daha şeffaf seçimler yapılabileceği üzerine bir TED videosundaki fikri sizlerle paylaşacağım. Şimdilik görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.